Showing posts with label Recep İvedik. Show all posts
Showing posts with label Recep İvedik. Show all posts

Wednesday, February 18, 2009

Turkcell, 3G işi için Weiden+Kennedy ile anlaşmış!

Yıllardır çalıştıkları Alametifarika’ da bu çalışmada onlara destek verecekmiş.
Hadi canım…
Yani buradaki ajanslar artık yetmiyor,
Gündemi yakalayamıyor,
Müşterisine cevap veremiyor,
Uluslararası ödüller alan işler yapamıyor,
Trendlerin farkında değil, öyle mi?
Burada yanıt, konkurumuza giren bir ajansla çalışmayı nasıl seçiyorsak bunu da öyle – iyi bir iletişim kurduğumuzdan ve başarılı işlerinden dolayı- seçtik diyorsanız, pek inandırıcı gelmediğini belirtmek isterim.
Hem bu yabancı ajanslar bizi ne kadar tanıyor?
Şimdi bu reklamlar bana mı hitap edecek, tüm global arena da mı yayınlanacak?
R.İvedik’li son reklamıyla o adama artık beni bile güldüren, yürüme bandında durup reklamı izleten Turkcell’in bu kararını tüm reklam çevreleri gibi hoş karşılamadığımı belirtmek isterim.
Tabiki dışarıdan destek alınabilir ama işi buradaki arkadaşlar yapmalı.. Yani Alametifarika W+K ye değil W+K Alametifarika’ya destek vermeli.
Ayrıca bu iş beni cidden korkutuyor, çünkü devamında reklamcı gençlerimizin burada iş alamadığından yurtdışında bir ajansta işe girebilmek için çırpınacaklarını görüyorum..
Havalı olsun diye bir çok markanın işlerini yabancı reklam ajanslarına vereceklerini ve sektörün bu tarz bir çok ilişkiyle dolacağına da eminim. (Sen kimle çalışıyorsuun ben Paris’teki bilmemkimle çalışıyorum şekerim, her hafta toplantıyı onların ofisinde yapıyoruuuz…)
Yerli malı yurdun malı manasında anlaşılsın istemiyorum, tabiki artık bir çok markamız sınırlarımıza sığmaz oldu, ama mümkün olandan daha çok içimizdeki yaratıcılığa destek verelim istiyorum. Hepsi bu...

Saturday, December 06, 2008

Arog! Arog! Arog!

Cem Yılmaz'ın yeni filmi Arog. Ne kadar ilk güne bilet bulamayız diye düşünsekte, uzun zamandır gitmediğim Rexx'den bilet bulduk. Mısırlarımızı aldık ve herkes gibi biz de pür dikkat bekledik filmin başlamasını...
Film kurgu, prodüksiyon ve yayın açısından gerçekten müthişti. Bence Türk Sinemasında bir devrim. Anlık espriler konusunda uzman olan Cem Yılmaz, yine güldürdü tabiki ama öyle katıla katıla güldüm de diyemem. Bir kaç yerde gerçekten gülerken filmin genelinde sadece gülümsedim. Hatta bazı esprileri Recep İvedik gibi bulup sadece dudağımı kıvırdım bile diyebilirim.
Film; Komutan Logar'ın zaman makinasıyla 1 milyon yıl öncesine gönderdiği Arif'in o dönemden kurtulup, tekrar günümüze dönme çabalarını anlatıyor.
Herkes filme gelirken o kadar kurulmuşki, Cem yılmaz dururken bile katıla katıla gülüyorlardı. Gora'yı izleyen 4 milyon küsür kişinin beklentisi koşulsuz gülmekti sanki. Bence CMYLMZ esprilerinin hepsini yapmamıştı da, bir kısmını saklamıştı. Yani bunu bilinçli yapmış gibi hissettim. Filmin içerisine yerleşmiş reklamlar vardı ve bunlar hiç rahatsız etmiyordu.. En sondaki futbol sahnesi de biraz uzundu... Cem yılmaz da beni en çok rahatsız eden şey küfürdür aslında ve bu filmde hiç öyle takıldığm bir yanı olmadı.
Film tabiki gişe rekorları kıracak, pazarlama malzemeleri tabiki hepimizin evine, hayatına girecek, bunlara şüphe yok. popüler kültür de bu demek değil mi zaten...
Hatta ben bu kadar hayatımıza girecek olmasına şikayet eder oldum da, yaptığın işe bak, sanki bundan çok kopuk bişi yapıyosun diye uyarılınca sustum :)O yüzden Adidas'ın bu film için ürettiği ve vitrinlerini süslettiği ayakkabı konularına girmiyorum...
Hadi bakalım, herkese şimdiden iyi seyirler...