Benim blogum..

Yaşamanın, hayatın, insanların ve en önemlisi kendimin farkındayım. Yaşıyorum, geziyorum, okuyorum, inanıyorum ve ilgileniyorum. Düşündüklerimin ve yazdıklarımın hiç birinin çalıştığım kurumla, bağlı olduğum organizasyonlarla alakası yoktur, aslında vardır, beni ben yapanlar arasında o kurumlar da varsa ilişkisi yoktur diyemeyiz di mi, tabiki kimse bana aman ne olur yaz demiyor ama... Ben yazıyorum ve okuduğunuz için size teşekkür ediyorum.

Friday, January 02, 2009

Şehir Tiyatroları...


Yakın zamanda ardarda iki oyun izledim. Özel tiyatroları şehir tiyatrosu kadar sevmeyen, yoğunluktan şehir tiyatrolarına zor bilet bulan biri olaraktan, sahnenin karşısında aldığım keyfi anlatamam... Yazmaya vakit olmadı ama tavsiye etmem gerekiyordu, yazmadan duramadım. Bunlardan ilki Anton Çehov'un Vişne Bahçesi. Zaten ne kadar klasik bir oyun olduğunu belirtmeme gerek yok heralde, ben Çehov deyince, siz anladınız sanıyorum. Kostümler, anlatılan hikaye çok keyifliydi. Belki Sosyalist Rusya dağılmadan izleseydik bu oyunu bazı replikler daha yerinde olabilirdi ama yine de ben çok beğendim.
Diğer oyun ise Haldun Taner'de izlediğimiz, Bernarda Alba'nın Evi idi. Bu oyun çok daha feminen, 8 kadının oynadığı bir oyun. Kocasını kaybeden Bernarda'nın ve kızlarının hikayesi. Toplum baskısını, töreyi anlatan, kısaca bizden bir oyun. Bazı replikler var ki acayip etkili, internet yardımıyla bulduğum bunları sizle paylaşmak istiyorum.

La PONCİA: Bu kadar çok mu seviyorsun bu adamı?
ADELA: Hem de çok. Gözerine baktıkça kanı ağır ağır içime işliyor.
*******
ANGUSTİAS: Mutlu olmam gerekiyor ama değilim.
BERNARDA: Aynı şey.

Labels: , , , , ,

0 Comments:

Post a Comment

Links to this post:

Create a Link

<< Home