Showing posts with label facebook. Show all posts
Showing posts with label facebook. Show all posts

Wednesday, October 20, 2010

The Social Network / Sosyal Ağ


Dün akşam Warner Bros'un davetlisi olarak bu hafta vizyona girecek olan Social Network filmini, İstinye Park'ta izledik. Basın gösteriminin bir kaç gün önce yapıldığı ve olumlu yorumların olduğu filmi, ben de sanal alemden tandığım arkadaşlarımla izledim. Genel olarak iyi. Ben beğendim. Film, efsane olan Mark Zuckerberg'in kız arkadaşından ayrıldıktan sonra hem blogunda ona saydırırken hem de Harvard'daki tüm kızların portreleriyle kurduğu siteden, 25 milyon dolarlık sermayeli Facebook'a uzanışının öyküsünü anlatıyor. Mark Zuckerberg'in o cool ve şaşkın haline bayıldım. Gerçi biraz fazla melek gösterilmiş ama... Ayrıca Napster'in kurucularından olan ve Justin Timberlake'nin canlandırdığı Sean Parker'ın Facebook'un gelişimine katkısı büyük. Özellikle internet üzerinden iş yapmak isteyenlerin filmi izlemelerini tavsiye ediyorum.
Son olarak, internet girişimcisi arkadaşlarıma artık daha yakın duracağım, tavsiye ediyorum, sizin de böyle arkadaşlarınız varsa, kendilerine yapışın...

Thursday, April 30, 2009

Kelebeğin Tasarımları...


Şu Facebook çılgınlığı büyüdükçe büyüyor, networking özelliğinin yanında eski arkadaşlarınızı bulmak, neler yaptıklarından haberdar olmak bence en büyük nimeti. Çünkü okul bitmiş, aradan yıllar geçmiş, herkes kendini işine gücüne kaptırmışken, kimin nerde nasıl olduğunu bilmek bence gerçekten gerekli.
İşte böyle Özlemcim'le tekrar karşılaşmamız. Kendisi benim üniversiteden arkadaşım. Çalışma gayesine kapıldığımızdan birbirimizden uzaklaşmış olsakta, tekrar facebookta buluştuk ve tasarımlarından o zaman haberim oldu.
Evet resimde gördüğünüz tüm bu şahane şeyleri kendisi yapıyor, çantalar, kolyeler, taçlar, taraklar, şallar.. Bayıldım bayıldım. Özlemcim, hayal dünyasının zenginliği ile, elindeki bir çok malzemeden her biri ayrı sanat eseri olan resimdeki ürünleri yaratıp şimdi bunları isteyenlere satmaya başladı. Ben nasıl emek verildiğini bildiğimden kullanmaya kıyamıyorum ama her gören bayılıp sitesini ziyarete başlıyor.
Anneler Gününün yaklaştığı şu günlerde orjinal bir hediye arıyorsanız size kelebeğimizin tasarımlarını önerebilirim. Buradan ulaşabilirsiniz.
Anneme benden sıra gelmez diyorsanız, hem annenize hem kendinize sipariş verin diyorum, sonra başkasında görür, üzülürsünüz..

Tuesday, March 10, 2009

Mustafa Sarıgül is Twitter'da...


29 Mart yerel seçimlerinin yaklaştığı,-ki hiç anlamadığım şey şu, mahalli seçimler bu kadar baskın mıydı önceki yıllarda da, sanki iktidar değişecek- parti başkanlarının çığırtkanlık yaptığı, seçim otobüsü gibi ilkel bir pazarlama aracının hala sokak sokak dolaştığı, birbirine karışmış parti bayraklarının güzel gökyüzünü görmemizi engelleyip, çevremize çöplüğe döndürdüğü, şu günlerde, bir belediye başkan adayı ya da muhtarınız her biri altın değerindeki bu oyları nasıl toplar? Neden kendisini seçtirir? Karşısındakini nasıl ikna eder?
Medyadaki sokak ağzı tartışmaları hepimiz izledik, izlemeye de devam ediyoruz, bir şekilde telefonlarımızdan, kapılarımıza bırakılan broşürlerden ya da afişlerden kimlerin aday olduğunu da görüyoruz, peki kararlarımızı ne etkiliyor?
Yani belediye başkanının şu gün, şu saatte, şu tvdeyim demesi, sadece beni mi ıykkkk yine mi mesaj geldii düşüncesine sokuyor, yoksa sizlerde bu durumdan muzdarip misiniz?
Evet artık mecralar değişiyor, eskiden sadece afişlerle billboardlarla tanıdığımız adaylar, şimdi ekranlarımızda, cep telefonlarımızda hatta bilgisayarlarımızda. Bugün gazete de okuduğum Mustafa Sarıgül'ün tüm iletişim sitelerinde çok aktif olduğu haberine inanmayıp, herkes tarafından kullanılan facebookta değilde, twitter da arattım kendisini.. Ve evet, üyeydi, ayrıca gittiği mahallleleri yazacak kadar da aktif. Hatta yurttaşlarımla buluştum cümleleri çok da komiğime gitti.Tabi kendisi mi yazıyor, yazdırıyor mu - bence yazdırması çok mantıklı- bilmiyorum ama doğru bir çalışma olduğunu düşündüm. Bu arada uzun zamandır twitter'a bakamayan ben, Kemal Kılıçdaroğlu'nun da bana follow gönderdiğini gördüm...
Açıkçası bu durumu hem akıllıca buldum, hem de çok komik :) Düşünsenize listenizde Mustafa Sarıgül var ve anlık blog sistemiyle not düşmüş, Mustafa Sarıgül is sleeping.. Herhalde böyle bir şey yazmaz, sonuçta o Şişlinin gece gündüz uyumadan çalışan başkanı.
Sn. Sarıgül'ü şahsen tanıyorum, kendisi ve tabiki ekibi Nişantaşı İnfomuzu yaparken bizlere çok yardımcı oldu, ayrıca Şişli'ye katkıları inanılmaz, başarılı bir yönetim olduğunu düşünüyorum. Makamında görüştüğümüz 15 dakikada bizimle birlikte 15 kişiyle birden görüştüğüne de şahit oldum.
Seçimler hakkında daha çok yazarız, çizeriz de bunu bugün paylaşmadan edemedim...
Resim: Nişantaşı showroomumuzun açılışında başkanın bizimle paylaştığı çiçekler, çok manidar değil mi, Sarıgüller :)

Tuesday, October 28, 2008

Bloglar tehdit altında..

İş yerinde İsviçre hostingi üzerinden bağlandığımdan, bir site İsviçre'de yasaklı değilse çok rahat girebiliyorum. Bu sebepten farkında değildim olayların, ta ki Mine Blogger'a girilmiyor yazamıyorum, senin blogunu okuyamıyorum, aylardır yazdığım yazılara ulaşamıyorum mesajları alana kadar... Sonra bir an durumun ciddi olduğunu anladım.
Meğersem Digiturk'un Lig tv yayınları yapan bloglara karşı açtığı dava sonucunda blogger.com a erişim yasağı gelmiş. Yani özetle pireye kızıp yorgan yakmışlar..
Şimdi siz bu satırları okuduğunuza göre bloglara ulaşılıyor demektir, ama sansür denilen o gereksiz olayın bu kadar içimize girmiş olması bana inanılmaz ve dayanılmaz geliyor, o halde sürekli tehdit altındayız.
Youtube a vtunnelden giren bir gençlik elbet bunu da kırmayı başaracaktır ama neden hala bu ufak hesaplar peşindeyiz hiç anlamıyorum.
Hazımsız yönetimler şimdi nereye saldıracak? Twitter'a mı, facebook'a mı?
Ya da bunlar kapanınca bizler susacak mıyız?
ASLAAA!

http://www.bloghareketgunu.com/imza/bloguma-dokunma/

Thursday, September 27, 2007

Facebook Çılgınlığı...

Gelen bir çok davetiyeyi onaylamadım başlarda.. İnsanlar çılgınca delimisin, yeni sosyalleşme ortamı dediler, ben ki Yonja'ya kardeşim ve kuzenlerim sebebiyle dahil olmuş, Çember.net'te yeterince sosyalleşmiş, günlük hayatında gerçekten sosyal olan biri olaraktan internette daha fazla sosyalleşmek istemiyordum. Ama Mahalle Baskısına daha fazla dayanamadım ve üye oldum Facebook'a. Beni en kolay kandırdıkları bölüm tanımadıkların zaten gelemiyor, profiline bile bakamıyor cümlesi oldu. Çünkü sadece meerhaba, selam yazarak listeme girmeye çalışan insanlardan açıkçası hoşlanmıyorum. Eğer biriyle tanışacaksanız ona söyleyeceğiniz bir şeyler olmalı...
Üye oldum ama çokta fazla kullanmıyordum. Taa ki Murat'ın senin başına bir şey mi geldi Facebookta sayfana yazmışlar" cümlesine kadar. Yaşadığım, "kim ben mi aaa kim yazmış, nası yani facebooka öle şeyler yazabiliyormusun? E ben hiç kullanmıyorum" şaşkınlığı içinde biraz daha aktif olayım diye daldım artık Facebook alemine. Kimleri bulmadım ki, kuzenlerim, liseden arkadaşlarım, blogger arkadaşlarım, gerçekten herkes ordaymış ve gerçekten yabancı kimse gelmiyor...
Bu arada Facebook'a daha önce Yahoo'nun talip olduğunu ama alamadığını şimdi Microsoft'un satın almak istediğini öğrendim. Bu durum sahibine milyarlar kazandıracak tabiki.. Bakalım internet daha kimlere, ne kadar paralar kazandıracak ve bizler daha hangi sanal sosyalleşme ortamlarına dahil olucaz...