Showing posts with label Seçim. Show all posts
Showing posts with label Seçim. Show all posts

Tuesday, March 10, 2009

Mustafa Sarıgül is Twitter'da...


29 Mart yerel seçimlerinin yaklaştığı,-ki hiç anlamadığım şey şu, mahalli seçimler bu kadar baskın mıydı önceki yıllarda da, sanki iktidar değişecek- parti başkanlarının çığırtkanlık yaptığı, seçim otobüsü gibi ilkel bir pazarlama aracının hala sokak sokak dolaştığı, birbirine karışmış parti bayraklarının güzel gökyüzünü görmemizi engelleyip, çevremize çöplüğe döndürdüğü, şu günlerde, bir belediye başkan adayı ya da muhtarınız her biri altın değerindeki bu oyları nasıl toplar? Neden kendisini seçtirir? Karşısındakini nasıl ikna eder?
Medyadaki sokak ağzı tartışmaları hepimiz izledik, izlemeye de devam ediyoruz, bir şekilde telefonlarımızdan, kapılarımıza bırakılan broşürlerden ya da afişlerden kimlerin aday olduğunu da görüyoruz, peki kararlarımızı ne etkiliyor?
Yani belediye başkanının şu gün, şu saatte, şu tvdeyim demesi, sadece beni mi ıykkkk yine mi mesaj geldii düşüncesine sokuyor, yoksa sizlerde bu durumdan muzdarip misiniz?
Evet artık mecralar değişiyor, eskiden sadece afişlerle billboardlarla tanıdığımız adaylar, şimdi ekranlarımızda, cep telefonlarımızda hatta bilgisayarlarımızda. Bugün gazete de okuduğum Mustafa Sarıgül'ün tüm iletişim sitelerinde çok aktif olduğu haberine inanmayıp, herkes tarafından kullanılan facebookta değilde, twitter da arattım kendisini.. Ve evet, üyeydi, ayrıca gittiği mahallleleri yazacak kadar da aktif. Hatta yurttaşlarımla buluştum cümleleri çok da komiğime gitti.Tabi kendisi mi yazıyor, yazdırıyor mu - bence yazdırması çok mantıklı- bilmiyorum ama doğru bir çalışma olduğunu düşündüm. Bu arada uzun zamandır twitter'a bakamayan ben, Kemal Kılıçdaroğlu'nun da bana follow gönderdiğini gördüm...
Açıkçası bu durumu hem akıllıca buldum, hem de çok komik :) Düşünsenize listenizde Mustafa Sarıgül var ve anlık blog sistemiyle not düşmüş, Mustafa Sarıgül is sleeping.. Herhalde böyle bir şey yazmaz, sonuçta o Şişlinin gece gündüz uyumadan çalışan başkanı.
Sn. Sarıgül'ü şahsen tanıyorum, kendisi ve tabiki ekibi Nişantaşı İnfomuzu yaparken bizlere çok yardımcı oldu, ayrıca Şişli'ye katkıları inanılmaz, başarılı bir yönetim olduğunu düşünüyorum. Makamında görüştüğümüz 15 dakikada bizimle birlikte 15 kişiyle birden görüştüğüne de şahit oldum.
Seçimler hakkında daha çok yazarız, çizeriz de bunu bugün paylaşmadan edemedim...
Resim: Nişantaşı showroomumuzun açılışında başkanın bizimle paylaştığı çiçekler, çok manidar değil mi, Sarıgüller :)

Friday, February 01, 2008

Sarı Öküz

Bu günlerde türbana karşı yazılan tüm yazılarda görebileceğiniz, azıcık duyarlı olan her blogda, her köşede rastlayabileceğiniz sarı öküz hikayesini bende bloguma taşıyayım.
Biz bu harbi 2007 temmuzda sandıkta kaybettik zaten. Üniversiteye türbanın girmesini kabul ETMİYORUM, EDEMİYORUM.

"Eski zamanların birinde bir otlakta öküz sürüsü yaşarmış..
Yaşarmış yaşamalarına ama civardaki aslanlar bir türlü rahat bırakmazlarmış onları...
Hemen her gün saldırırlarmış bu sürüye...
Öküz dediğin öyle yabana atılır bir hayvan değil ki, bir araya toplandılar mı kolayca defetmesini bilirlermiş o koca aslanları...
Gün geçtikçe aslanları almış bir kaygı... "
Herhalde bize bu otlağı terk etmek düşüyor" demiş aslanlardan birisi... "
Evet" diye tasdik etmiş diğerleri... "
Nereye gideriz" diye düşünürlerken "Bir dakika" diye bir ses duymuşlar gerilerden... Herkes dönüp bakmış sesin geldiği tarafa...
Sürünün en çelimsiz, ama kurnaz mı kurnaz bir ferdi olan topal aslanmış söze atılan...
"Hayır" demiş, "Hiçbir yere gitmiyoruz...
Siz bana bırakın, ben hallederim bu işi."
İnanmamış kimse ona ama "Haydi bir şans verelim ne çıkar" diye düşünmüşler... * Topal aslan elinde beyaz bayrak gitmiş öküzlerin yanına...
Öküzlerin lideri olan boz öküz sormuş ne istediğini...
Topal aslan "Saygıdeğer öküz efendiler" diye başlamış lafa: "Bugün buraya sizden özür dilemek için geldik...
Evet size defalarca saldırdık, ama niye biliyor musunuz? Hep o sizin aranızdaki sarı öküz yüzünden. Onun rengi gözümüzü kamaştırıyor, aklımızı başımızdan alıyor. Onu gördük mü ne kadar barışsever olduğumuzu unutup size saldırıyoruz. Bunların hepsi sarı öküzün suçu. Verin onu bize, siz kurtulun biz de barış içinde yaşayalım!.."
Boz öküz, diğer önde gelenlerle görüşmek üzere geri çekilmiş...
Hepsi de sıcak bakmışlar bu teklife...
Bir tek yaşlı benekli öküz "Olmaz" demiş ama kimseye dinletememiş sözünü...
Zavallı sarı öküz teslim edilmiş aslanlara...
Diğerleri üzülmüşler üzülmesine ama elden ne gelir ki!..
Bütün sürünün selameti için bir öküz...
Gerekliymiş bu...
Gerçekten de günlerce sürüye saldıran olmamış...
Huzur içinde geçer olmuş günleri...
Ama aslan milleti bu, ne kadar sabreder ki? Hele öküz etinin tadını aldıktan sonra...
"Acıktık" demişler Topal aslan boz öküzün yanına giderek "Selam" diye girmiş söze: "Gördünüz ya biz aslanlar ne denli uysal milletiz. Yalnız buraya bunu söylemek için gelmedim. Büyük bir problemimiz var!.."
"Nedir?" demiş boz öküz merakla.
"Şu sizin uzun kuyruklu öküz" demiş topal aslan ve devam etmiş: "Öyle uzun bir kuyruğu var ki nereden baksak görünüyor. O kuyruğu salladıkça bizim de aklımız başımızdan gidiyor. Gözümüz dönüyor, sürüye saldırmamak için kendimizi zor tutuyoruz. Gelin verin onu bize bu mevzuyu burada kapatalım. Eskisi gibi barış ve huzur içinde iki taraf da hayatını sürdürsün..."
Boz öküz yine istişare yapmış sürünün ulularıyla.
Yine sadece benekli öküz olmuş karşı çıkan.
Hepsi de "Verelim gitsin" demişler.
İstişare daha da kısa sürmüş bu defa.
Dışlamışlar uzun kuyruğu sürüden.
Saatler sürmüş zavallının çırpınışları ama sonunda o da yenik düşmüş aslanlara.
Tekrar tekrar yinelenmiş bu olanlar. Her geçen gün daha da semirmiş aslanlar, alabildiğince güçlenmişler. Öküzlerse her geçen gün daha da zayıflamışlar, seyreldikçe seyrelmişler...
Aslanlar küstahlaştıkça küstahlaşıyorlarmış.
Artık bir sebep bile söyleme gereği duymuyorlarmış..
"Verin bize şu öküzü sonra karışmayız" derlermiş sadece...
Zavallı öküzlerin "Hayır" diyebilecek güçleri kalmamış...
Hepsi birer birer can veriyorlarmış aslanların pençesinde...
Boz öküz de aralarında olmak üzere birkaçı kalmış en sona...
"Ne oldu bize, ne zaman kaybettik bu harbi aslanlara karşı, oysa ne kadar da güçlüydük?" diye sormuş biri boz öküze...
"Biz" demiş boz öküz, gözleri nemli ve sesi pişmanlıkla titreyerek,
"Sarı Öküz'ü verdiğimiz gün kaybettik bu harbi!.""

Tuesday, July 24, 2007

Güzel İstanbul...

İstanbul'u çok seviyorum ve burada yaşadığım içinde gurur duyuyorum. Daha önce şikayetvari yazılarım olmuştu ama ona rağmen çok seviyorum.
Cumartesi İstanbul'un en şık restaurantında yemek yedik. Boğaz köprüsünün altında deniz kenarında gerçekten iyi bir yemekti. Daha sonra gece klübü haline de kalıp, biraz eğlendik tabi :)
Aşağıdaki yazıma gelen yorum gibi popülizmi takip için değil, işimle alakalı olduğu içinde biraz ordaydım tabi. Popülizme karşı değiim ben ama isteyenlerin ilgilenmemesini de yadırgamıyorum.

İstanbul böyle bir şehir işte, her yaş grubuna, her bütçeye, herkese, her keseye hitap eden bir şehir. Bir şekilde mutlaka ulaşımınızı sağlarsınız ya da size en yakın yerde sizi mutlu edecek köşeleriniz vardır. Benim o kadar çok köşem, mutlu olmamı sağlayan o kadar çok sebep var ki... Bazen sadece yürümek, bazen sıkış tepiş otobüsle bir durak gitmek, bazen denizi seyretmek, bazen vapurla karşıya geçmek... Tüm semtlerin ayrı güzelliği var. Eğer Türkiyedeyseniz bir kere İstanbul'u görmelisiniz. Şimdiler de Boğaz Köprüsü de ışıldadı.
Tabi ben şanslı bir gruptayım. İstanbul'u bütünüyle yaşayıp, tadını çıkartan gruptan.
Not: Seçim yapıldı. AKP % 46, CHP %20 oy aldı. Bazı şeylerin belki de artık değişmesi gerekiyor. belki de gerçek sosyal demokratların bu işe daha çok asılmaları...

Thursday, July 12, 2007

Seçim Mevsimi!

Siyasi partiler yaklaşan Seçim sebebiyle çalışmalarına hız verdi. Kimi her yerdeki bayraklarını arttırdı, kiminin satın almadığı billboard kalmadı. Posta kutusundan çıkan el ilanları mı dersiniz, internet sayfalarının kenarlarında gülerek vaatlerde bulunan bağımsız adaylar mı.İçimiz dışımız seçim pazarlama malzemeleri doldu yani. Bakalım 23 Temmuz sabahı neler değişmiş olarak kalkıcaz..
Hala bu zamanı tatille değerlendirip, yaşamına sahip çıkmayan, kullanacağı oyun değerini bilmeyenler o kadar fazla ki, gerçekten çok üzülüyorum, bizlerden geçtim hadi ama gelecek nesiller için insanların bu kadar sorumsuz olmasına gerçekten inanamıyorum.

Yazının bu kısmı sansüre uğradığı gerekçesiyle kaldırılmıştır :)

Bakalım kim gelecek, kim olduğu önemli değil. Gerçekten dilimize, ülkemize, insanlarımıza, inançlarımıza tam anlamıyla sahip çıkacak biri gelsin...