Showing posts with label tiyatro. Show all posts
Showing posts with label tiyatro. Show all posts

Monday, January 31, 2011

CAM

Yoğun çalışıyorum yine bu aralar. Yılın bu dönemlerinde hep olduğu gibi. Firma sezona hazırlanıyor, bazen yoruluyorum, bazen düşüp kalkıyorum ama çoğu zaman gurur duyuyorum yaptığım işlerden...
Tüm bu yoğunluğun arasında kendimce molalar alabilirsem , o zaman daha da bağlanıyorum hayata. İşte işlerin arasında izlediğim, beni kadın – erkek ilişkileri üzerinde düşündüren, 2 saatliğine de olsa bulunduğum yerden uzaklaşıp, kendimi sahneye konmama yardım eden, güzel bir oyun tavsiye edeceğim sizlere. CAM
Dolunay Soysert – Mete Horozoğlu – Deniz Çakır – Bülent Alkış ve Selen Uçer’in oynadığı, Levent Kazak’ın yazdığı, Laçın Ceylan’ın yönettiği, gidip gelmelerin yüksek sesle yaşandığı oyunun tadını çıkarmanız dileğiyle..
Oyunun iki farklı finali var, benden söylemesi...
Bu arada oyunu izlediğimiz Kadıköy Halk Eğitim'in gişesinde bilet satan bir amca var ki, Biletix nasıl icat edilmiş, anlamama yardımcı oldu kendisi ;)

Monday, November 09, 2009

Tekrar Çal Sam - Woody Allen


Oyun başladığı andan itibaren zengin dekoruyla gözünüzü alıyor. Görsel ve işitsel öğelerin tamamının etkin kullanıldığı oyunda, karısı tarafından terk edilen Allen'ın bu tramvayı atlatma çabaları ve bu süreçte tanıştığı kızlar, yaşadıkları anlatılıyor. Oyunun hemen başında ve oyun boyunca H.Bogart'ın gelip Allen'a akıl vermesi de inanılmaz :) H. Bogart rolünde zaten çok sevdiğim Sezai Aydın oynarken, Allen'a oğlu Arda Aydın hayat veriyor. Ve gerçekten Arda Aydın oyun boyunca sergilediği performansıyla çok başarılı. Yeni anne olan Sevinç Erbulak, Allen'a tanıştırılan kızlardan her birini canlandırırken, Allen'ın arkadaşının eşi Linda, kıvırcık saçlarıyla ve tatlı sesiyle oyuna renk katıyor.
Tüm oyuncuların harika bir uyum içinde sergiledikleri oyunu izleyenler olacaktır diye, daha fazla anlatmak istemiyorumç. Tekrar Çal Sam, sahnelenmesi bitmeden, izlenmesi gereken oyunlardan biri.

Friday, October 23, 2009

Gizli Oturum - Jean Paul Sartre

Dün akşam Kadıköy Haldun Taner Sahnesinde Jean Paul SARTRE'ın Gizli Oturum'unu seyrettik. Oyun Sarter'ın varoluşçuluk felsefesinde insanların ruhlarını ve hayatlarını sorgulayışlarını anlatıyor.Cehennem de aynı odaya konan Garcın, Estelle ve İnea önce birbirlerinden sakladıkları sonra da itiraf ettikleriyle oyunu sürükleyici kılıyor. Özellikle televizyondan tanıdığımız Özge Özder, Gizli Oturum'da çok ama çok başarılı...

Friday, January 02, 2009

Şehir Tiyatroları...


Yakın zamanda ardarda iki oyun izledim. Özel tiyatroları şehir tiyatrosu kadar sevmeyen, yoğunluktan şehir tiyatrolarına zor bilet bulan biri olaraktan, sahnenin karşısında aldığım keyfi anlatamam... Yazmaya vakit olmadı ama tavsiye etmem gerekiyordu, yazmadan duramadım. Bunlardan ilki Anton Çehov'un Vişne Bahçesi. Zaten ne kadar klasik bir oyun olduğunu belirtmeme gerek yok heralde, ben Çehov deyince, siz anladınız sanıyorum. Kostümler, anlatılan hikaye çok keyifliydi. Belki Sosyalist Rusya dağılmadan izleseydik bu oyunu bazı replikler daha yerinde olabilirdi ama yine de ben çok beğendim.
Diğer oyun ise Haldun Taner'de izlediğimiz, Bernarda Alba'nın Evi idi. Bu oyun çok daha feminen, 8 kadının oynadığı bir oyun. Kocasını kaybeden Bernarda'nın ve kızlarının hikayesi. Toplum baskısını, töreyi anlatan, kısaca bizden bir oyun. Bazı replikler var ki acayip etkili, internet yardımıyla bulduğum bunları sizle paylaşmak istiyorum.

La PONCİA: Bu kadar çok mu seviyorsun bu adamı?
ADELA: Hem de çok. Gözerine baktıkça kanı ağır ağır içime işliyor.
*******
ANGUSTİAS: Mutlu olmam gerekiyor ama değilim.
BERNARDA: Aynı şey.

Sunday, March 18, 2007

Eyvah Aklım Karıştı ve Mavi Gözlü Dev

Çember.net'e üye iki oyuncunun duyurusuyla katıldığımız "Eyvah Aklım Karıştı" isimli oyun gerçekten çok keyifliydi. O akşam Şişli Kültür Merkezinde sergilenen oyunun başka bir anlamı daha vardı. Oyun 2 ay önce Lösemi nedeniyle aralarından ayrılan arkadaşları Erdinç Gökdağ'a ithaf edilmişti. Kız arkadaşından ayrılan ve sebebini hayatta arayan genç bir adamın kendini bulma çabalarını anlatan oyun, eğlenceli olmasının yanı sıra bazı replikleriyle de düşündürücüydü.

Dün akşam da Mavi Gözlü Dev'i izledim. Biket İlhan'ın şahane yönetiminde ve okuduklarımızla benzeştirdiğimiz Yetkin Dikincilerin oyunuyla Mavi Gözlü Dev gerçekten karşımızdaydı. Şiirleriyle süslenen filmi gerçekten görmenizi tavsiye ederim.

"Dört nala gelip uzak Asya'dan
Akdeniz'e bir kısrak başı gibi uzanan
Bu memleket bizim

Bilekler kan içinde
Dişler kenetli
Ayaklar çıplak
Ve ipek bir halıya benzeyen toprak
Bu cehennem, bu cennet bizim

Kapansın el kapıları
Bir daha açılmasın
Yok edin insanın insana kulluğunu
Bu davet bizim

Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür
Ve bir orman gibi kardeşçesine
Bu hasret bizim"