Showing posts with label koç holding. Show all posts
Showing posts with label koç holding. Show all posts

Tuesday, July 03, 2007

Dokuz Tür Global Marka İlişkisi

David Aaker'a göre;
Alt-üst İlişkileri (Subbrands)
1- Master brand as Driver. Bir ana marka ve bir alt marka var gibi görünse de burada ana marka abiliğini hep hissettirir. (HP Deskjet)
2- Co-drivers. Bu ilişkide de bir alt üst durumu vardır ancak alt marka kendini o kadar ezdirmez. (Sony Trinitron)
Onaylama Durumları (Endorsed Brands)
3- Strong Endorsement. Hesapta yeni bir marka lanse edilmektedir ve esas marka onaylayan pozisyondadır ancak ana marka bunu öle terbiyesizce yapar ki, diğerini zor durumda bırakır. (Ülker Golf)
4- Linked Name. Bu ilişkide onaylayan marka diğerine adını vermiştir ama bunu sorun yapmamakta, tam tersine onu yetiştirdiği ve adını verdiği için gurur duymaktadır. (Nescafe)
5- Token Endorsement. Esas marka veya kurum varlığını hissettirmekte ancak bunu çok edepli şekilde yapmaktadır. (Lotus - IBM)
Markalar Evi (House of Brands)
6- Shadow Endorser. Onaylayan marka veya kurum bir çok markaya sahip olduğundan ve esas olarak kendine güvendiğinden kompleks yapmamakta, bünyesindeki markaların işine fazla karışmamaktadır. (Migros-Koç)
7- Not connected. Markanın kime ait olduğundan hiç bahsedilmez, kimse de sormaz. Marka kendi ayakları üzerinde duran yetişkin biridir. (Pantene - P&G)
Markalı Ev (Branded House)
8- Same Identity. Bu evde kimse öyle kafasına göre yeni adetler getiremez, farklı isimler alamaz. (BMW)
9- Different Identity. Aynı soyadı taşıyan ama birbirinden farklı türde işler çeviren insanlardan oluşan kozmopolit bir evdir burası. (Club Med)

* Bu yazı Marketing Türkiye'nin 127. sayısında Güven Borça'nın köşesinden alınmıştır.

Friday, March 16, 2007

Unesco 2007 Mevlana Yılı

Unesco, 2007 yılının Mevlananın doğumunun 800. yıldönümü olması sebebiyle Mevlana yılı ilan etmiş. Çokta iyi etmiş.. Bunu öğrendikten sonra blogumda her ay bir tane Mevlana sözüne yer vermeye karar verdim ki çok sağolsun değerli arkadaşlarım yorumlarına diğer güzel sözlerini ekleyerek zenginlik kattılar.
Tabiki firmalar bu konuyu pazarlama stratejilerine hemen yerleştirdiler. İBB bile 'gel, her ne olursan ol, yine gel' sözünü geçitlere astığından beri, bunun reklam amaçlı kullanılıyor olması rahatsız ediyor beni. (Belki de belediyeye karşı olan bakış açımdan kaynaklanıyor, bilemiyorum ama objektif olmak zorunda da değilim ki, di mi? :)) Ne kadar reklama malzeme edilmesinden rahatsız olsam da o yazıların her birinde mutlu oluyorum, çünkü bu daha çok insanın Mevlana'yı tanıması demek, daha çok kişinin bilmesi ve onun sonsuz hoşgörüsünden alabilecek tüm insanların alması demek.
Bugün herhangi bir kitapçıya girdiğinizde en çok satanların yanında Mevlana kitap standlarını görebilirsiniz. Gazeteyi açtığınızda Mevlana'nın bir sözünün geçtiği ilanı, yapılan etkinlikleri görebilirsiniz. Bu yazıyı yazmama bugünkü Hürriyet Gazetesinde yayınlanan Favori Altın'ın ilanı sebep oldu zaten. Mevlana yılına özel bir koleksiyon hazırlayan Favori böylelikle hedeflenen bu yılın unutulmaz kalınmasını sağlamaya çalışıyor. Hedef kitlesinde kimler var bilmiyorum ama ben inancın insanın kendi içinde olmasına inandığım için yüzükte ya da kolye de Mevlevi figürü görmek istemiyorum. Önemli olan bu olguyu özümsemek ve onu hayatına katarak, bakış açını değiştirmek. Bu yüzden belki de öğrenilmesine sevindiğim halde her yerde kullanılmasından rahatsızlık duyuyorum.
Aynı gazetenin bir arka sayfasında ise Kültür Bakanlığı, Library of Congress ve Koç Holding iş birliğiyle Washington DC de düzenlenen Mevlana etkinliğinden bahsediyordu. Bu çok hoşuma gitti, bizim ne kadar hoşgörülü bir ülke olduğumuzu herkesin duyacak olması gururumu okşadı. Koç Holding sponsorluğunda (bence çok doğru bir karar) Smithsonian Vakfıyla düzenlenecek etkinliklere yıl boyu devam edilecekmiş.

Madem bu kadar bahsettim bu ayki Mevlana sözüm Favori Altın'ın ilanından gelsin.

"Altın ne oluyor, can ne oluyor,
İnci, mercan da nedir?
Bir sevgiliye harcanmadıktan
Bir sevgiliye feda edilmedikten sonra..."


Mevlana'nın ben de ilk çağrıştırdığı şey Huzur. Hangi kanaldan olursa olsun ulaşılan tüm insanların bu huzurdan yakalaması dileğiyle...