Showing posts with label Offshore. Show all posts
Showing posts with label Offshore. Show all posts

Wednesday, October 10, 2007

Neden Yazamadım..


Offshore yarışından bu güne oldukça zaman geçmiş ben yazmayalı. Aylardan Ramazan olunca, daha bir sakinlik alıyor hayatı, benim blogumunda başına aynı şey geldi. Ramazandaki sakinliği geçirdi blogum, tıpkı İftar sonrası hareketlenmeye başlayan trafik gibi yavaş yavaş toparlanacak yine.
Hım bu süre içinde ben neler yaptım peki?
Adanaya gittim dün, oruç tutmadım seferiyim diye :) Adana da da balık yedim.. Kebapa alternatif olsun diye. Zaten bir süre Adana resimleri ve o yöreden haberler süsleyecek blogumu şimdiden söylemiş olayım.
Sevdiklerimle iftarlar yaptım. Ramazan ayının bereketiyle süslenen sofralarda yedim de yedim anlayacağınız :)
Bilişim Fuarına gittim. Fuar gerçekten bitmiş, artık düzenlenmesin bence, farklı iş sahiplerinden (Bilişim ile ilgili) bir kaç arkadaşımla konuştum ve hepsi fuarın verimsizliğinden bahsetti. Turkcell kocaman bir stand kurmuş ve fuara da adını verdiği hak ettiği şekilde çok başarılıydı, buna başka bir postta değinicem, avea 8. salonu almış, Digitürk 9. salondaydı. Digitürkün standı da çok başarılıydı, hele bir de standa şu reklamlarında kullanılan koltuğu koymuşlar ki, o standdan hiç çıkmak istemedim. Vestel'in büyük bir standı vardı ama inanın uğramadım bile, beğenmedim. Bence Bilişim Fuarının geldiği durum üzerinde oturup tartışılmalı ve tekrarının nasıl olacağı konusunda kesin bir karara varılmalı. 3 - 4 sene önce düzenlenen fuarlarla alakası kalmamış. Bana tek artısı uzun zamandır görmediğim Aslı'cığımı bir kaç dakika da olsa görmek oldu.
Ve
Offshore u geçirdik işte, en son postta kaldığım gibi, güzel bir yarış oldu, gelenlere tekrar teşekkür ederim.

Friday, September 28, 2007

Offshore Final Yarışı

Yıl boyunca belirli dönemlerde peşinden koşturduğum teknemiz bu hafta sonu Caddebostan'da yarışıyor. 11 takımın yarıştığı son ayakta biz iki adet Franke teknesiyle yer alacağız. İkinci teknemizde yarışa renk katan iki bayan yarışacak. Bu heyecan dolu aktiviteyi kaçırmamanız dileğiyle,

Tarih: 30 Eylül 2007
Saat: 14:00 - 15:00
Yer: Caddebostan Plajı yanı

Bekliyorum...

Tuesday, July 03, 2007

Manisa - İzmir - Muğla.. Hala geziyorum..

Offshore yarışlarının bu ayağı Bodrum'daydı. Bodrum'a genel müdürümle birlikte gidecektik ve kendisi oraya geçmeden Manisadaki davlumbaz fabrikamızı ve İzmir bölgemzi de ziyaret etmeyi önerdi.
Cuma sabahı ithalat grubuyla birlikte İzmire uçtuk, oradan Manisaya geçtik ve davlumbazlarımızın bir kısmının nasıl üretildiğini gördük. Bu arada Flaminya tesisini genişletmiş ve öyle büyük bir alana geçmek üzereki, umarım aynı oranda işleri de ilerler. Oradan Vestel City'e gittik ve o kocaman Vestel Dünyasını da görmüş olduk, bir çok firmanın nasıl konumlandığını biliyorum ben ama Vestel in gerçekten böyle tüm fabrikalarını bir arada toplamış olması ve o kadar kişiye iş imkanı sağlamış olması gerçekten çok hoşuma gitti. Oradan tekrar İzmir'e döndük ve bölgedeki arkadaşlarımızla bir şeyler yedik. Reyhan Pastanesinde de pasta yiyelim dediler.. iyi dedik yiyelim. Gerçekten çok lezzetli pastalar yedik, bu kadar İzmir'e gittim daha önce kimse beni Reyhan Pastanesine götürmemişti :)
İzmirdeyken tekrar orada yaşayabileceğimi düşündüm. Ben bu düşünceler içindeyken Bodruma doğru yol almaya başlamıştık bile, Offshore grubu bir yandan sürekli arayıp akşamki partye yetişmemizi istediklerini söylüyorlardı. Gerçekten de partye yetiştik. Bodrum'un ünlü Catamaran 'ında yapılan party oldukça keyifli geçti. Ertesi sabah Bitez'de kahvaltı yaptık, bayilerle işlerimizi hallettikten sonra daaa Akşama kadar Sarnıçta dinlendik, hatta yüzdük. Su yine çok soğuktu, tipik Bodrum denizi.. Brrrrr...
Akşam sıralama turlarından sonra Hakem teknesiyle yarış parkurunu görmek istedik ve 50 mil yapan tekneyle dalgaların üzerinden zıpladık. Yarışçıların adrenalin seviyesini bir kez daha tahmin ettim :)
Yemek için akşam Bodrum Arşipel'i seçmiştik. Akşam yemeğinden sonra zaten yorgun olan ve rüzgardan da serseme dönen ben sadece yatmak istedim ve güzelce uyudum :) Serkan'ın Barlar Sokağına ya da Kübaya gitme hevesi de kursağında kaldı...

Yarış sabahı yine herşey yolundaydı.. Taaa ki yarış başlayıp, bir kaç turdan sonra tekne direksiyonumuzun mili kırılana dek.. Bu kez yarış dışı olduğumuz için sonlarda kaldık, ama sevgili yarışçılarımın bir önceki yarışta ki centilmence davranışları onlara centilmenlik kupasını kazandırdı.
Yarış ertesinde tekrar İzmir'e döndük. Bodrum'un yoğun uçak seferlerinde yer bulamamıştık çünkü... Ve bu sefer hiç rötarsız tam zamanında geldim İstanbul'uma.. Ben seviyorum bu şehri. Evet yaşarım İzmir'de de, Bodrum'da da ama İstanbul daha bir başka!

Not: Barış'ın yaptığı kazadan tam 10 dakika sonra oradaydım. Gerçekten korkunç bir görüntüydü. Bir araba trafik levhasının üzerinden uçmuş ve ters dönmüş, hemen ilerisinde bir tır tamponu parçalanmış, ambulanslar, polisler. :( İçinde kim olduğu önemli değildi, işallah sadece yaralıdır diye düşünmüştüm, sabah öğrendim Barış olduğunu.. Ve bunu yazdığım saatlerde o hala komada.. Umarım sevenlerini üzmez ve kendine gelir. Bu da hızlı ve alkollü araba kullananlara son acı ders olur.

Wednesday, June 20, 2007

Adana - Mersin - Antalya.. Çok yorgunum...

Neden yazmıyorsun diye sitem edenler neler yaptığımı bilmeyenler tabi :)

Şirketimin sponsor olduğu tekneyle Offshore Class 3 yarışlarında bir orda bir burda koşuşturup duruyorum. Markayı yalnız bırakmak olmaz tabi, o logo nerde kullanılırsa ben ordayım :) Yarışlar bizim için pek parlar geçmiyor bu açık :) Çünkü teknemizin motoru diğerlerinden daha güçsüz malesef, öyle olunca da sınırlarımızı zorluyoruz, ama bu bir keyif, birincide olmak var sonuncu da di mi :)
Yorgunluğumun sebebi, teknenin peşinde olmam değil aslında. Uçak. Uçak bana çok dokunuyo, resmen o gün sersem gibi oluyorum, o kadar etkiliyoki, bilmem korkuyorum da saklıyomuyum. Ama uçak yolculuklarına sinir oluyorum.
Adana yarışlarında izleyemediğim teknemizi Mersin ve Antalya Kemerde yalnız bırakmadım. Bodrum ve İstanbul etaplarında da yalnız bırakmayacağım... Mersin çok güzel bir şehir, sahil boyunca yükselen binaları ve düzeniyle gayet güzel bir şehir bence, gitmişken Tantuni de yedim tabi :) Oldukça lezzetliymiş, biraz yağlıydı ama... Ertesi gün işlerimiz sebebiyle Adanaya gittik, ilk defa Adana'nın havaalanından başka yerlerine de gitme şansım oldu. Çok beğendim Adanayı. şehrin içinden geçen kanallar elbetteki çok hoşuma gitti.

Mersin ve Adanadan bir hafta sonra Antalyadaydık yine yarışlarda. Antalya ben görmeyeli o kadar değişmiş ki, viyadükler aşağılara taşınmış, şehir daha da büyümüş, gelişmiş. Severim ben Antalyayı ilçelerini sevmesemde Antalyayı severim :) Gitmişken teyzoşumu da görme fırsatım oldu. Evlerini bulamayan taksiciye yaptığım tarif aslında şehrin çokta değişmediğini gösterdi :)

Tek sorunum dönüşte uçağın TAM 3 saat rötar yapmış olmasıydı. Sanki 15 saatlik bir uçuş, Türk Hava Yolları böyle bir rezilliğe nasıl izin verir. Yani 3 saatte uçak 3 kere Antalyaya gelir, 2 kere gelir, 1 kere döner sonra bir daha giderdi. Rötar yapmadığını söyleyip, bu konuda dünyada 3. sıradayız diyen THY yazdığım şikayet mailine mailinizi aldık diye bile dönmedi. Artık onları bu gözle izliycem, farkında değiller belki ama bir çok kurulan havayolu şirketiyle pazar paylarında oynama oluyor, buna bir de müşteri memnuniyetsizliği eklenirse.... Yazık olur bence..